Yazarın Adı: Adnan Ersan
Yazarın Tam Adı: Öğretmem, Yazar
Unvan: Yazar
Doğum: Samsun 1953
Kitapları
- Güldüren Saçmalar (Gülmece Dizisi)
- Espri Küpü
- Güldüren Espriler (Gülmece Dizisi)
- Soğuk Bilmeceler (Gülmece Dizisi)
- Mezartaşı Esprileri (Gülmece Dizisi)
- Fil Bilmeceleri (Gülmece Dizisi)
- Onu Öyle Demezler (Gülmece Dizisi)
- Temel Bilmeceleri (Gülmece Dizisi)
- Çocuk Bilmeceleri (Gülmece Dizisi)
- Çocuk Fıkraları (Gülmece Dizisi)
- Öğrenci Esprileri (Yayınevi Genel Dizisi)
- Okul Fıkraları (Gülmece Dizisi)
Türk edebiyatının son zamanlarda yetiştirdiği en büyük yazarlardan biri olan Adalet Ağaoğlu, 13 Ekim 1929 yılında Ankara Nallıhan'da dünyaya geldi. Dört çocuklu tüccar bir ailenin tek kız çocuğu olarak yaşamını sürdürmüştür. İlköğrenimini dünyaya geldiği Ankara Nallıhan'da tamamlamıştır. Orta öğrenimini 1938 yılında yerleştikleri Ankara'da Ankara Kız Lisesinde tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden 1950 yılında mezun olmuştur. Adalet Ağaoğlu 1954 yılında Halim Ağaoğlu ile hayatını birleştirmiştir.
Şiirlere ve edebiyata olan ilgisi lise çağlarında başlayan Adalet Ağaoğlu'nun ilk görevi 1946 yılında Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yazarlığı yaparak başlamıştır. 1948 ile 1950 yılları arasında Kaynak Dergisi'nde şiirleri yayımlanmaya başladı. 1951 yılında TRT'de göreve başladı. Ankara Radyosunda Aşk Şarkısı adlı oyunu yazarak radyoda yayınlanmasını sağladı. Radyoda ki görevini sürdürürken, Ankara'da bir ilki gerçekleştirerek ilk özel tiyatroyu Meydan Sahnesini dört arkadaşı ile birlikte kurma başarısını gösterdiler. Meydan Sahne Dergisini çıkararak başarılarına ve Türk Edebiyatını yenilikler katmaya devam etmiştir.
Tiyatro eserlerine yenisini eklemeye devam ederek, Sevim Uzungören ile birlikte "Bir Piyes Yazalım" adlı tiyatro oyununu yazarak 1953 yılında Ankara'da sahnelenmesini sağladılar. Yazmış olduğu oyunlar ile adını duyurmaya devam eden ünlü yazar, her geçen gün oyunlarına yenisini eklemeye devam ederek dönemin en önemli yazarları arasındaki yerini almıştır. Tiyatro oyunu yazarlığından, roman yazarlığına geçişi 1973 yılında yayımlanan ilk romanı olan "Ölmeye Yatmak" ile olmuştur. Bu kitabını, Fikrimin İnce Gülü, Bir Düğün Gecesi, Yazsonu, Üç Beş Kişi, Hayır, Ruh Üşümesi, Romantik Bir Viyana Yazı adlı eserleri kaleme almıştır. Bu eserlerinden asker ile arasının açılmasına ve askeri kuvvetler ile mahkemelik olmasına neden olan Fikrimin İnce Gülü adlı eseri çok tartışılmıştır. Adalet Ağaoğlu'nun kaleme aldığı öyküler de, Sessizliğin İlk Sesi, Yüksek Gerilim, Hadi Gidelim ve Hayatı Savunma Biçimleridir. Adalet Ağaoğlu yayımlamış olduğu romanlarının yanı sıra hikâye, deneme, oyun ve anı tarzında da pek çok eseri kaleme alarak Türk Edebiyatında hatırı sayılır bir üne ve ödüle kavuşmuştur.
Bu ödüllerden de kısaca bahsedecek olursak, Sait Faik Hikâye Armağanı, Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü, Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü, Türkiye İş Bankası Edebiyat Ödülü, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü, Orhan Kemal Roman Armağanı, Aydın Doğan Vakfı Roman Ödülü, Madaralı Roman Ödüllerini almaya hak kazanmıştır.
ESERLERİ
Roman
- Bir Düğün Gecesi
- Fikrimin İnce Gülü
- Hayır
- Ölmeye Yatmak
- Romantik Bir Viyana Yazı
- Ruh Üşümesi
- Üç Beş Kişi
- Yazsonu
Öykü
- Hadi Gidelim
- Hayatı Savunma Biçimleri
- Sessizliğin İlk Sesi
- Yüksek Gerilim
Ödülleri
- Aydın Doğan Vakfı Roman Ödülü
- Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü
- Madaralı Roman Ödülü
- Orhan Kemal Roman Armağanı
- Sait Faik Hikâye Armağanı
- Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü
- Türk Dil Kurumu Tiyatro Ödülü
- Türkiye İş Bankası Edebiyat Ödülü
1950 Erzurum doğumlu. Kerkük Türkleri’ndendir. Resmi adı İstihbarat Grup Komutanlığı olan, halk arasında Jandarma İstihbarat ve Terörle Mücadele adıyla anılan biriminin kurucusu ve komutanı olan Jandarma subayı.
Ersever, Güneydoğu Anadolu’da PKK ile yapılan gerilla ve istihbarat çalışmalarının tümünde yer almış, silahlı çatışmalara bizzat katılmış, tüm faaliyetleri yönetmiş, PKK’ya yardım ve yataklık eden kişi ve guruplarla iritbat kurmuş, bunları tam yetkiyle ve Komutanlığa doğrudan bağlı olarak yürütmüştür.
Ersever ile Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu arasındaki ilişki olduğu ve Ersever’in Velioğlu’ndan çok iyi istihbarat aldığı, avukatı Emin Emir (MHP’nin eski lideri Alparslan Türkeş’in de avukatı) tarafından ifade edilmiştir. Özellikle 1989-1990 yıllarında bu ikilinin çok sık görüştüğünden bahseden bahseden Emir, Ersever’in o dönem ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ ilkesiyle hareket ettiğini ve ayrıca Hizbullah’ın devlet tarafından kurulduğuna dair Ersever’den herhangi bir şey duymadığını da belirtmiştir.
Ersever, Aydınlık gazetesinden Soner Yalçın’a yaptığı açıklamalarda, Yeşil kod adıyla tanınan Mahmut Yıldırım ve bazı faili meçhuller ile ilgili bilgiler verdi.
Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis‘in kuşkulu bir uçak kazasında ölümünden bir ay kadar sonra, binbaşı rütbesindeyken, 17 Mart 1993’de 30 arkadaşı ile birlikte görevinden istifa etti. İstifa mektubunda “Güneydoğu’da yetkili organlar içerisinde oluşturulan bir çete, cereyan eden hadiselerin gerçek boyutlarının Türk Milleti tarafından görülmesini engellemektedir” diyor ve yaşanan gerçekleri ve PKK ile mücadelenin eksikliklerini kamuoyuna duyurmaya çalışacağını açıklıyordu.
Bu arada PKK ile psikolojik mücadele yöntemi olarak Ahmet Aydın takma adıyla “Üçgendeki Tezgah” ve “APO-PKK-Kürtler” isimli kitapları yazmış, ancak geçim sıkıntısı içine düşmüştü. İşadamı Alparslan Ertuğ ile ilişki içindeydi ve eğer kendisine birşey olursa Güneydoğu’dan tanıdığı Hanefi Avcı‘ya haber vermesini istemişti.
Ersever, Aydınlık gazetesine anlattıklarıyla ilgili olarak mahkemeye ifade vermek için 24 Ekim 1993’te Ankara’ya gitti ve bir daha kendisinden haber alınamadı.
1 Kasım’da Ankara Çamlıdere’de sevgilisi Neval Boz’un, 2 Kasım’da Ankara Polatlı’da itirafçı Murat Demir’in ve 4 Kasım 1993’de Ankara Elmadağ’da Ahmet Cem Ersever’in cesetleri jandarma tarafından bulundu. Birbirlerini tanıyan bu üç kişiyi kimlerin öldürdüğü bir sır olarak kaldı.
Dünyaca ünlü roman yazarı olan Kırım Türkü Cengiz Dağcı, 9 Mart 1920’de, Yalta’da bağlı Kızıltaş köyünde doğdu. Babası , Kırım’dan sürgün edilen Emir Hüseyin Dağcı, annesi ise Fatma hanımdır.
İlkokulu Kızıktaş’da, ortaokulu Akmescit’te okuyan Cengiz Dağcı, öğrencilik yıllarından itibaren şiir yazdı. İlk şiiri,1936’da Kırım Gençlik Dergisi’nde yayımlandı.Bazı şiirleri de, Kırım Yazarlar Birliği’nin çıkardığı Edebiyat Mecmuası’nda yer aldı.1939’da Kırım Pedagoji Enstitüsü’ne girdi.
İkinci Dünya Savaşı başlayınca, öğrenimini tamamlayamadan askere alınan Cengiz Dağcı, Odessa’daki subay okuluna gönderildi. 1941 Haziranında Ukrayna Cephesi’nde tank teğmeni olarak savaşırken, Almanlara esir düştü. Bir süre sonra Almanlar tarafından, Sovyetler Birliği’ne karşı savaşmak üzere kurulan ‘Türkistan Lejyonu’na katılarak, Ruslara karşı savaştı.Daha sonra Polonya!ya geçti.
1945-1946 yıllarında, binlerce Türkistanlı ile birlikte Türkiye’ye gelmek için müracaatta bulundu.Fakat dönemin yöneticileri bu isteği kabul etmediği için,Türkiye’ye gelemedi.Daha sonra Kızılhaç’ın yardımıyla İngiltere’ye giderek, Londra’ya yerleşti ve ticaretle meşgul oldu. İkinci Dünya Savaşı, Cengiz Dağı’nın ruh hali üzerinde derin etkiler yaptı. Bu yüzden, savaş öncesi ve savaş yıllarına ışık tutacak tarzda, hatıra romanları yazdı. Eserlerinde, Kırım Türklerinin sıkıntı ve mücadelelerini anlattı. Bazı şiirleri1950’li yılların ikinci yarısında, Kırım Dergisi’nde yayımlandı. Türkiye’de bir yayıncıya gönderdiği hayat hikayesinde, ”Elhamdülillah türküm, Müslümancım ve notlarımda yazdıklarımın hepsinin de hakikat olduğuna yemin ederim.” ifadesini kullanan Dağcı, Türk Dünyasının bir bütün olduğunu da;”Bize Tatar diyorlar.
Çerkez, Türkmen, Kazak,Azeri, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabudi, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan. Deniz parçalanamaz. Biz Türk Tatarız.Bunu senin kalbin bildiği gibi her Başkırt,her Kırgız, her Kazak bilir.Kalbinin hisleriyle hareket et. Dünyanın boş hırslarına kapılma.” sözleriyle dile getirdi.Bugüne kadar 20 civarında roman yazan ve eserleri,Türkiye’de 1956’dan beri yayımlanan Cengiz Dağcı, Türkiye’ye hiç gelmemesine rağmen, eserlerini Türkiye Türkçesi ile yazdı. Önde gelen eserleri; Korkunç Yıllar, Yurdunu Kaybeden Adam, Onlar da İnsandı, Ölüm ve Korku Günleri, O Topraklar Bizimdi, Dönüş, Genç Temüçin, Badem Dalına Asılı Bebekler, Üşüyen Sokak, Anneme Mektupler, Benim Gibi Biri v Yansılar. İlesam ve Türkiye Yazarlar Birliği tarafından da ’Yılın Yazarı’ ödüllerine layık görülen Cengiz Dağcı, halen İngiltere’nin Wimbledon kentinde yaşıyor.